Header

Az Konuşmanın ve Daha Çok Dinlemenin 6 Faydası

İnsanlar gerçekten birbirlerini mi dinliyorlar, yoksa konuşmak için sıralarını mı bekliyorlar?

Çoğu insan haklı olduğunu düşündüğü konularda, başkalarının kendine ters düşen ifadelerini dinlememeye ve onlara direkt olarak karşı çıkmaya odaklı. Ne var ki iş hayatında, evde, toplum içinde sorunlar yaşamamızın en önemli nedenlerinden biri “yanlış” iletişim kurmak.

Bu yazıyı okuduktan sonra dahil olduğunuz ilk sohbette, karşınızdaki kişiyi gerçekten dinlemeye ve anlamaya çalıştığınızda, kurduğunuz iletişimde ne gibi değişiklikler yaşadığınızı gözlemleyin. Kendinizi anlatma çabasına girmeden, karşınızdaki kişinin ağzından çıkan kelimeleri duymaktan öte, onu anlamaya çalışın.

Yani daha az konuşun ve daha çok dinleyin. Neden mi?

Karşınızdaki kişinin ne anlatmaya çalıştığını daha iyi anlayacaksınız.
Biri sizinle konuşurken ve size bir şeyler anlatırken genelde, duymak istediğiniz şeyleri duyar, o kişinin gerçekten ne anlatmak istiyor olduğuna odaklanmazsınız. Karşınızdakinin kelimelerini yalnızca duymak yerine, anlamaya çalışın. Anlatmaya çalıştığı şeyi, yaptığı vurguları fark edin. Belki de anlatılan şeylerde sizin “göremediğiniz” bir alt metin vardır ve bazı noktaların “altı çiziliyordur”. Dinleyin, duyun ve anlayın.

Konuşmadan önce düşüneceksiniz.
Konuşmadan önce araya zaman koymak, karşınızdaki insanla nasıl bir iletişim kurmanız gerektiği hakkında fikir sahibi olmanızı sağlar. Karşınızdakinin söylediklerini kendi süzgecinizden geçirmeden önce gerçekten ne anlatmak istiyor olduğuna odaklanın ve cevabınızı ona göre verin. Böylelikle pişman olacağınız şeyler söylemez, gerçekten verilmesi gereken cevabı verirsiniz.

Sadece gerektiği zaman konuşacak, yalnızca söylenmesi gereken şeyleri söyleyeceksiniz.
Bazen bir kişiye bir şey sorarsınız, o kişi size beklediğiniz cevap dışında neredeyse her şeyi söyler. Bu durumun sizi ne kadar rahatsız ettiğini düşünün. Daha az konuştuğunuz ve daha çok dinlediğiniz zamanlarda ağzınızdan çıkan her kelime bir amaçla çıkar, böylece kargaşaya ve yanlış anlaşılmalara yer kalmaz.

Bir diğer konu; eğer fikirlerinizin karşınızdaki kişinin üstünde bir etki yaratmasını istiyorsanız kelimelerinizi özenle seçmeniz oldukça önemli. Kendinizi olabildiğince net bir şekilde açıklamaya çalışın. Lafı dolandırmadan, gerçekten kafanızdan geçenleri söyleyin, bu sırada kaba tabirlere yer vermeyin. Konuşmanın nabzını yükseltmek hiçbir zaman için doğru bir yöntem değil. Benjamin Franklin’in de söylediği gibi:

“Dinlemeyi bilenler, ülkeleri fethedenlerden çok daha büyüktür.”

Karar vermeden önce bilmeniz gereken her şeyi öğrenmiş olacaksınız.
Eğer dinlemeye konuşmaktan daha çok zaman ayırırsanız, zamanla size söylenen şeyleri çok daha iyi anlamaya ve yorumlamaya başlarsınız. Konulara objektif yaklaşmayı öğrenirsiniz, bu da çok daha başarılı iletişimler kurmanızı sağlar.

Bir toplantıda olduğunuzu düşünün ve herkes spesifik bir konu hakkında farklı düşünceler ortaya atıyor olsun. Böyle bir durumda farklı fikirlerin tümünü dinlemek, sizin çok daha düzgün ve sonuca odaklı bir karar vermenize yardımcı olur.

Diğer insanların düşüncelerine saygı duymaya başlayacaksınız.
Birine düşüncelerinizi ve kalbinizi açıp, kocaman bir duvara toslamak oldukça zor ve kırıcı bir durum. Söylediklerinizin ve anlatmaya çalıştığınız şeylerin bir başkası tarafından kabul görmese bile dinlenmesi, anlaşılmaya çalışılması kendinizi çok daha değerli hissetmenizi sağlar. Aynı şekilde karşınızdaki insanın ne anlatmaya çalıştığını daha iyi anlamaya gayret etmek, iletişim kurmaya ayırdığınız zamanı çok daha değerli bir hale getirir, çünkü o noktada devreye gerçek bir fikir alışverişi girer.

Karşınızdaki kişiyi daha yakından tanıma fırsatınız olacak. 
Son olarak içinde bulunduğumuz dönemde teknolojinin gelişmesiyle her ne kadar herkese kolayca ulaşabiliyor olsak da, gerçek bir iletişim kurmak da bir o kadar zorlaştı. Çevremizdeki insanların ne yediğine, ne giydiğine, yaşadığı evin nasıl göründüğüne, hatta o dakika ne yaptığına kadar her şeyi biliyoruz. Ancak o kişinin gerçekten nasıl hissettiğine, fikirlerine ve bakış açısına dair pek fazla bilgi sahibi olmuyoruz.

Birini gerçekten tanımak için “gerçek” bir iletişim şart. Gerçek bir iletişim de “dinlemeyi, anlamayı ve analiz etmeyi” gerektirir. Tüm bunları yeni tanıştığınız biriyle sohbet ederken uygulamadan önce, hayatınızda zaten var olan ama yeterince dinlemediğinizi ve dinlemek için zaman ayırmadığınızı düşündüğünüz insanlarla kurduğunuz iletişimlerde uygulamaya başlayabilirsiniz.

Beğenebilecekleriniz ...